
– Prof. Dr. Kadriye Ufuk Elgin
Bu içerik, 5.000'den fazla glokom ameliyatı tecrübesine sahip Prof. Dr. Ufuk Elgin tarafından, klinik deneyimleri ve bilimsel güncel veriler ışığında bizzat kaleme alınmıştır.
Glokom hastalığı, tüm dünyada en sık körlük nedenleri içerisinde yer almaktadır. Göz tansiyonu olarak da bilinir. Daha ziyade 40 yaş üzerinde görülse de her yaşta ortaya çıkabilmektedir. İngilizcede “glaucoma” şeklinde ifade edilmektedir.
Göz tansiyonu (glokom) nedir sorusu, hastalarımız tarafından sıkça sorulmaktadır. Göz içerisindeki sıvının göz çeperlerine olan basıncı artmakta ve artmış göz tansiyonu, görme sinirinde tahribata sebep olmaktadır. Bu tahribat ilk dönemlerde çok azdır ve genellikle hiçbir belirti vermemektedir. Ancak göz tansiyonu arttıkça glokom hasarı giderek çoğalmakta, ciddi görme kayıpları gelişebilmektedir.
Göz Tansiyonu (Glokom) nedir?
Göz tansiyonu (Glokom), görme siniri yani optik sinir hasarı ile giden kronik ilerleyici bir hastalıktır. Önemli bir körlük nedeni olan glokom hastalığı, genellikle oldukça sinsi ilerlemekte, geç evrelere kadar bulgu vermemektedir. Optik sinirin zarar görmesi ilerledikçe görme alanı daralmakta, görme azlığı gelişmektedir.
Göz tansiyonu ve Glokom Aynı mıdır?
Bu iki kavram aslında birbirinden farklıdır. Göz tansiyonu, göz içerisindeki berrak sıvının göz çeperlerine olan basıncıdır. Glokom ise göz tansiyonu artışı nedeniyle optik sinirin hasarının gelişmesi ile giden hastalığın adıdır.
Glokom Belirtileri Nelerdir?
Göz tansiyonu (Glokom) oldukça sinsi ilerleyen bir hastalıktır. Hastalığın ilk evrelerinde glokom belirtileri ya da yüksek göz tansiyonu belirtileri genelde olmamakta ve hastalar tarafından fark edilmemektedir.
Glokom erken belirtileri, en uç kenarlardan başlayan görme alanı kaybı tarzındadır. Görme alanı, düz karşıya bakarken etrafta görebildiğimiz alanın toplamıdır. Örneğin tek gözümüzle tam karşımızdaki duvarda bir tabloya bakarken, duvarın diğer bölgelerini de görebiliriz. Başlangıçta kenarlardan başlayan görme alanı kaybı hastalık ilerledikçe merkeze doğru gelmekte ve bu aşamalarda hastalar tarafından fark edilmektedir.
Hastalığın belirtileri açısından glokom tipleri arasında bazı farklılıklar bulunmaktadır.
Açık Açılı Glokom Belirtileri:
Açık açılı glokomlarda genellikle sinsi ilerleyiş olmakta ve hastalık geç fark edilmektedir. Kenarlardan başlayan periferik görme alanı kaybı, ancak merkeze doğru ilerledikçe hastalar tarafından hissedilmektedir. Hastalığın son evrelerinde ise maalesef merkezi görme de etkilenmektedir. Açık açılı glokomda göz ağrısı genellikle olmamaktadır.
Dar/Kapalı Açılı Glokom Belirtileri:
Dar / Kapalı açılı glokomda, özellikle akut dediğimiz ani başlayan formunda, göz tansiyonu artışı çok hızlı gelişmekte ve hastada ani ağrı, bulanık görme, ışıkta halo (ışık etrafında hare) görülmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler gelişebilmektedir.
Glokomlu Göz Nasıl Görür?
Glokom nasıl görür sorusu sıkça sorulmaktadır. Hastalığın evresine göre değişmektedir. Erken evrelerde görüntü gayet normalken, hastalık ilerledikçe detaylar silinmekte, rezolüsyon azalmakta, kontrast kaybı yani birbirine yakın renkleri ayırt edememe başlamakta ve görme alanı giderek daralmaktadır. İleri evrelerde adeta bir borunun içerisinden bakıyor hissi gelişmekte, son evrede ise ışık hissi kaybolmaktadır.
Gözümüzün Önünde Parlak Şeyler Uçuşuyor. Tansiyon Olabilir mi?
Genellikle bu belirti, vitreus denilen göz sıvısının retina tabakasından ayrılması sonucunda olmaktadır. Ancak bazen, akut glokom krizinde ışık etrafında hare görünmesi bu belirti ile karışabilmektedir.
Göz Tansiyonu Olan Göz Dışarıdan Bakınca Anlaşılabilir mi?
İlaç alerjisi ya da bazı glokom tiplerinde görünen kırmızı göz durumu dışında anlaşılamaz.
Göz İçi basıncı Kaç Olmalı?
Göz tansiyonu, gözün içindeki “aköz humor” denilen ve gözün besin kaynağı olan berrak sıvının, göz çeperlerine yaptığı basınçtır. Bu sıvı sürekli biçimde üretilirken, sıvının bir kısmı trabeküler ağ denen yapı aracılığı ile göz dışına çıkarak kan dolaşımına karışmaktadır. Göz içi basıncı kaç olmalı sorusu sıkça sorulmaktadır. Normal göz tansiyonu 10-21 mmHg arasında kabul edilse de bu değer kişiye hatta göze göre değişmektedir.
Göz Tansiyonu Neden Yükselir? Göz Tansiyonu Nasıl Olur?
Trabeküler ağdaki tıkanıklık ya da başka bir nedenle sıvı dengesinin bozulması durumunda göz tansiyonu yükselmektedir. Yükselen basıncın etkisiyle görme siniri hasar görmektedir.
Göz İçi Basıncı Kaç Olursa Tehlikeli?
Bu değerde gözden göze değişmektedir. Optik sinir hasarı çok fazla olan ileri evre glokomda 10-12 mmHg üzerindeki değerler tehlikeli iken; herhangi bir sinir hasarı olmayan, merkezi kornea kalınlığı yüksek olan bir gözde 30 mmHg bile tehlikeli olmayabilir. Kimi zaman göz tansiyonu normal değerde olsa bile glokom hasarı gelişebilmektedir (normal basınçlı glokom).
Glokomda göz içi basıncı kaç olmalı?
Bu değer de gözden göze değişmektedir. Optik sinir ve görme alanı hasarının durduğu değerdir ve bu değer, hedef göz içi basıncı olarak adlandırılmaktadır.
Göz Tansiyonu Nasıl Geçer?
Göz tansiyonu ancak doktorunuzun uygun gördüğü tedavi ile düzelmektedir. Ancak tıpkı şeker hastalığı gibi, ömür boyu takip ve tedavi gerektirmektedir.
Glokom Risk Faktörleri ve Kimlerde Görülür?
Glokom hastalığı için bazı risk grupları vardır. Ancak hastalık hiçbir risk faktörü olmadan da görülebilmektedir. Peki, glokom / göz tansiyonu kimlerde görülür?
Glokom risk faktörleri aşağıda maddelerle sıralanmıştır:
· İleri yaş
· Aile öyküsü (kalıtım)
· Cinsiyet: Genellikle kadın ve erkek eşit etkilenir.
· Irk: Zenci ırk ve Asya ırkında glokom daha sıktır.
· Steroid (kortizon) içeren ilaç kullanımı
· Diyabet ve hipertansiyon benzeri sistemik damar hastalıkları
· Yüksek miyopi ya da hipermetropi
· Geçirilmiş göz yaralanmaları, cerrahileri ve üveit gibi bazı göz hastalıkları
Genetik Faktörler ve Aile Öyküsü:
Özellikle birinci derecede aile bireylerinde glokom öyküsü bulunması bir risk faktörüdür. Bazı glokom tiplerinde bu risk daha önem kazanmaktadır.
Yaş ve Sistemik Hastalıklar:
Glokom daha ziyade 40 yaş ve üzerinde görülmekle birlikte, her yaşta ortaya çıkabilmektedir. Yaş arttıkça ortaya çıkma olasılığı artmaktadır.
Sistemik hastalıklar da risk faktörleri içerisinde yer almaktadır. Özellikle diyabet yani şeker hastalığı, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, ateroskleroz yani damar sertliği, migren ve dolaşım bozukluğu gibi hastalıklar glokom riskini arttırmaktadır.
Miyopi, Hipermetropi ilişkisi
Bazı glokom tiplerinin miyopi, hipermetropi ilişkisi bulunmaktadır. Örneğin miyopinin primer açık açılı glokom ile hipermetropinin ise kapalı açılı glokom ile ilişkisi olabilmektedir. Bu ilişki yüksek değerlerdeki miyopi ve hipermetropide daha fazladır.
Glokom tipleri nelerdir?
Glokom tipleri çok çeşitlidir.
Primer Açık Açılı Glokom
En sık görülen glokom tipidir. İris ile kornea arasındaki açı 20 derece üzerindedir. Herhangi bir neden olmaksızın ortaya çıkmakta ve oldukça sinsi olup geç dönemlere kadar belirti vermemektedir. Göz içi sıvısının dışa atımında, trabeküler ağ direnç göstermekte ve göz tansiyonu yavaş yavaş yükselmektedir.
Normal Basınçlı Glokom
Bu glokom tipinde göz tansiyonu normal olmasına rağmen, optik sinirde hasar gelişmektedir. Genellikle yaşlılarda, sistemik damar ve dolaşım bozukluğu hastalıkları olan bireylerde görülmektedir.
Kapalı Açılı Glokom
Kapalı / Dar açılı glokomda iris ile kornea arasındaki açı 20 derece altındadır. Bu glokom tipinde açıda yapışıklıklar oluşabilir. Açık açılı glokom aksine göz tansiyonu artışları daha hızlı olabilir ve bu nedenle bu tip glokomda ağrı sık olur.
Akut Glokom Atağı
Akut glokom atağı kapalı / dar açılı glokomda görülmektedir. Ani göz tansiyonu yükselmesine bağlı göz ve baş ağrısı, bulanık görme, mide bulantısı ve ışık etrafında halo görünümü görülmektedir.
Sekonder Glokom
Çeşitli sebeplerle ortaya çıkan glokom tipleridir. En sık sekonder glokomlardan biri ülkemizde de sık görünen psödoeksfoliasyon glokomudur. Bu glokom tipinde gözde ve tüm vücutta beyaz kepeksi bir madde birikimi söz konusu olup, bu madde göz içi sıvısının dışa atımını zorlaştırmaktadır. Bir diğer sekonder glokom tipi, özellikle 35-45 yaş arası miyop hastalarda görünen pigmenter glokomdur. Göz içine fazla miktarda saçılan pigment nedeniyle, göz içi sıvısının dışa atımı yavaşlar. Sıklıkla diyabet ya da hipertansiyona bağlı neovasküler glokom, kortizon kullanımına bağlı glokomlar, üveit hastalığına bağlı glokomlar da diğer önemli sekonder glokom çeşitleridir.
Çocukluk Çağı Glokomu
Doğumla birlikte ortaya çıkan konjenital glokom, infantil glokom ya da daha geç ortaya çıkan juvenil glokom tipleri vardır. Bu olgularda göz yapısında doğumsal ya da gelişimsel problemler vardır. Göz tansiyonu yüksektir. Özellikle konjenital glokomda sıklıkla göz büyümesi (buftalmus), gözde sulanma, ışığa hassasiyet ve kapakların aşırı sıkılması (blefarospazm) vardır.
Glokom Tanısı Nasıl Konur?
Glokom / göz tansiyonu tanısı konulması için tam göz muayenesi ve glokom testleri gerekmektedir. Göz muayenesinde görme seviyesi ölçümü, biyomikroskop ile ön segment muayenesi ve retina muayenesi yapılmalıdır.
Göz Tansiyonu Nasıl Ölçülür?
Göz tansiyonu doktorunuz tarafından çeşitli tonometri yöntemleriyle ölçülmektedir.
Göz İçi Basınç Ölçümü (Tonometri)
Göz tansiyonu ölçümünde (tonometri) çeşitli yöntemler vardır. En sık hava üfleyerek ölçüm yapan pnömotonometriler kullanılır. Ancak hava ile ölçümler her zaman güvenilir değildir. Göz içi basıncı ölçümünde altın standart Goldmann aplanasyon tonometri yöntemidir. Ayrıca Tonopen ya da rebound tonometri denilen yöntemler de vardır.
Gonyoskopi:
İris kornea arasındaki irido-korneal açının değerlendirilmesi amacıyla yapılır. Özel gonyoskopi lensleri kullanılır. Hastanın açık açılı ya da kapalı / dar açılı glokomu olduğu analiz edilir. Ayrıca açıdaki yeni damarlanma, pigment ya da yapışıklıklar da bu şekilde analiz edilebilir.
Optik Sinir Başı Değerlendirmesi
Glokomda optik sinirin hasarının değerlendirilmesi çok önemlidir. Düzenli göz muayenelerinde özel merceklerle optik disk takip edilir. Ancak daha objektif değerlendirme için optik disk
OCT (Optik Koherens Tomografi)
Glokomun tanı ve takibinde kullanılan çok önemli bir görüntüleme yöntemidir. Görme alanından çok daha önce bulgu verdiği için, glokomun erken teşhisinde önemi büyüktür. Diod lazer ışını kullanılarak retinanın tüm katlarını birkaç saniye içerisinde analiz eder. Görme alanı ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Görme Alanı Testi:
Glokomun tanı ve takibinde kullanılan çok önemli bir fonksiyonel testtir. Beyaz bir ekranda yanıp sönen ışık noktalarının, hastalar tarafından görünüp görünmemesi esasına dayanır. Her 2 göze ayrı ayrı yapılır ve 5-10 dk arasında sürer. OCT ile birlikte değerlendirilmesi önemlidir.
Evde Glokom Testi Olur mu?
Kişinin kendi göz tansiyonunu ölçebildiği ev tipi tonometri cihazları bulunmaktadır. Ayrıca bilgisayar üzerinden yapabildikleri bazı görme alanı yöntemleri de bulunmaktadır. Ancak ülkemizde çok yaygın kullanımı bulunmamaktadır.
Glokom Tedavi Seçenekleri
Glokomun erken teşhisi ve göz tansiyonu tedavisi çok büyük oranda görme kayıplarını önlemektedir. Glokom tedavisinde çeşitli yöntemler kullanılmaktadır.
· Damla (tıbbi) tedavisi: En çok kullanılan birinci basamak tedavi yöntemidir.
· Lazer tedavisi (trabeküloplasti, iridotomi ve siklodestrüksiyon): Damla tedavisi yetersizliğinde ya da kimi glokom tiplerinde ilk tedavi basamağı olarak uygulanmaktadır.
· Glokom cerrahisi: Damla ve lazer tedavisi yetersizliğinde veya kimi glokom tiplerinde ilk tedavi olarak uygulanmaktadır. Trabekülektomi, tüp implant, minimal invaziv glokom cerrahisi (MİGS) gibi yöntemler bulunmaktadır.
Sonuç-Glokomda Erken Tanı Görme Kaybını Önler
Göz tansiyonu nedir ve diğer akla gelebilecek soruları yanıtlamaya çalıştım. Glokom hastalığında erken teşhis ve uygun tedavi ile göz tansiyonu düşürülmesi, kalıcı görme kayıplarına çok büyük oranda engel olmaktadır. Hastalığın erken evrelerde belirti vermemesi, geç teşhislere neden olmaktadır. Özellikle 40 yaş üzerinde ve risk grubunda yer alan bireylerin düzenli yıllık göz muayenesi ile takipleri oldukça önemlidir.

